AT YARİSİ TAHMİNLERİ
  SÜLEYMAN AKDI
 

Suleyman AkdI

 

 

At yarışı oynayan aç ölür
 


Türkiye'nin uluslararası üne sahip ve "İmparator" lakaplı en eski jokeylerinden biri olan Süleyman Akdı, Hürriyet'e konuştu.

Türkiye'nin uluslararası namlı, ‘‘İmparator’’ lakaplı jokeyi Süleyman Akdı'nın baba ocağı Buca'da yeni yaptırdığı dubleks sarı villası görülmeye değer doğrusu.

Bahçeye açılan Osmanlı tarzı el oyması 340 parçadan oluşan görkemli kapelli kapı yeterli bir referans aslında. Akdılar muslukları altın kaplama yaptırmamış ama, villayı zarif antika ve deri mobilyalar içinde, tepeden tırnağa güvenlik kamerası, yangın alarmı ve klimayla donatmış. İsterseniz yemyeşil çimlerle kaplı, rengarenk çiçeklerle süslü bahçedeki barbekünün başına gidip Sülo'nun kendi elleriyle pişirdiği lüferleri ekmek arası yapın; isterseniz üst kattaki saunada ter atıp rahatlayın; ya da güzelim kilim ve minderlerle döşeli şark köşesinde kahvenizi yudumlayın. Alt salonda ev sahibesi Berna hanımın ikramı mastika likörünü şömineye karşı içmeye ne dersiniz? Kulaklarının pasından yakınanlar arka bahçeye çıkıp dev kafesten yükselen saka kuşu korosunu dinleyebilir. Afrika'dan İzmir'e köle olarak gelen ünlü jokey Davut Akdı'nın 1.50 boylu, 54 kiloluk oğlu Süleyman Akdı, nam-ı diğer ‘‘İmparator’’ keskin zekásı, meslek aşkı, iş disiplini, ailesine düşkünlüğü kadar sivri diliyle de ünlü. Gördüm ki ve göreceksiniz ki, bu Sülo bildiğiniz Sülo'lardan değil.


Jokey, Altılı'yı bilse tek başına parayı alır


Sülo kardeş, millet Altılı oynamak için yıllardır canını dişine takmış durumda, haberin yok galiba? Ver bir tüyo da hayatları kurtulsun.

- Beni her gören tüyo vermemi, sürprizli Altılı yazmamı istiyor. Tamam kafama göre yazayım da, tutmaz ki kardeşim. Jokey bu işi bilse, alır 700 milyarı tek başına, çıkıp gider. Altılı'nın kaç para vereceği beni ilgilendirmez, ben bineceğim yarışı kazanmak isterim. Bizim iş entresandır, gelmezsen gelmedi diye isyan ederler, üç tane üst üste gelirsen, Altılı az para verdi diye isyan ederler. Altılı oynayan kesesini hiç zorlamasın, dünyada bunun bileni yok. Fransa'da ‘‘At yarışı oynayan aç ölür’’ diye hipodromun kapısına yazmışlar. Emekli polis memuru olduğunu söyleyen biri son yarışta elime bir zarf tutuşturdu. Arabada mektubu okudum, ölüyordum, al sen de oku. Adam diyor ki: ‘‘İmparator, çocuklarımın işyerleri kapandı, ayda 140 milyon ev kirası ödüyorum, aynı zamanda şehit babasıyım. Sizden sürprizli bir Altılı Ganyan bekliyorum. Çok borçluyum, bana 200 milyar yeter, gerisi sizin olsun.’’ İyi mi ağabey?..


Şikecilerin hepsini temizledik


At yarışı denince, bilen bilmeyen herkesin aklına şike gelir. Ispanaklı börek eşliğinde çayımızı yudumlarken bile düşünmemizden belli değil mi?

- Başta ben ve Ahmet Atçı gibi jokey arkadaşlarım yeni nesle dürüstlüğü öğrettik, Yener ağabey. Girdiğimiz bütün yarışları alın terimizle kazanarak çirkin adamları yok ettik. Pistte babam çıksa fark etmez, hiçbir şekilde kimseye yol vermem, ben yarışta kendimi kaybederim. Bana yıllardır ‘‘İmparator’’ diyorlarsa dürüstlüğümden, mesleğe olan aşkımdandır.Şunu da söyleyeyim, ben Fatih Terim'den önce ‘‘İmparator’’um, o benden yaşça çok küçüktür. Önceleri bana ‘‘Eusebio’’ diyorlardı, 1969'larda Beckenbauer'dan esinlenerek bu adı taktılar. Dünyanın her yerindeki at yarışlarında dolaplar dönüyor ama, bizde kesinlikle böyle bir şey kalmadı. Çok iyi jokey olup da sonradan bu işlere bulaşanlar şimdi paraya muhtaç durumda. Mesela Hasan Heybetli arkadaşımdır, onun bütün atlarına bindim. Hiçbir gün bana değil teklifte bulunmak, iması bile olmadı. Heybetli, her gün hipodroma gelip yarışları beyefendi gibi izledi, oyunlarını da resmi gişelerden oynadı. Daha önce Oflu Hüseyin Cevahir'in atlarına da bindim, Dündar Kılıç'ın ağabeyi Yahya Kılıç'ın atlarına da. Bir tek gün bu insanlar benden bir şey istemedi. 


Jokey, at sahibinden daha zengin olacak

- Şu anda pırıl pırıl bir nesil var, ayrıca jokeylerin paraya ihtiyacı da yok. Ben 40 sene ata bindim, şu andaki durumumu son beş seneye borçluyum. Şimdi 20 yaşında olsaydım parayı koyacak yer bulamazdım. Göreceksiniz, 10 sene sonra bütün jokeyler at sahiplerinden çok daha zengin olacak. Aslında bu da iyi bir şey değil, dünyanın hiçbir yerinde böyle bir şey yok... Sezonda iyi binen bir jokey, evini de, arabasına da bugün rahatça alıyor. Bir kere bile benim atı kayıba koştuğumu gören varsa çıksın ortaya.


Hemen her gece rüyamda koşarım

Sabahları 05.30'da kalkarım, 06.30'da işime giderim. Üç saat süren antrenmandan sonra 2 kilo kaybederim. Yazın idmandan sonra susuzluğumu gidermek için asitsiz Tekel birası içerim.

Hemen her gece rüyamda koşarım, yarışa, kantara geç kalırım.

İngiliz atını daha çok severim, binmesi daha kolaydır. Arap atı zordur, insanı çok yorar.

İşlerim biraz dengesiz gittiği zaman muhakkak kurşun döktürürüm. Sık sık da çöreotu yakıp üstünden üç sefer atladıktan sonra işime giderim.

Kazandığım yarışta iç çamaşırım, saatim, çorabım dahil üstümde ne varsa bir dahaki yarışta aynısını giyerim. Uğurlu sliplerim vardır, yarış günü mutlaka onları giyerim. Uğurlu rakamım yoktur, 13 numaraya da binerim.


İdama karşıyım, ama Apo'yu elimle asarım


Şimdi daha sıkı durun, titreyin ve kendinize gelin.

- Yener ağabey, ben MHP Bakırköy ilçesinin 10 senelik yönetim kurulu üyesiyim. Başbuğ Türkeş, vefatından birkaç yıl önce ‘‘Ben Apo'yu 10 dakika da teslim alırım’’ demişti. Hiç siyasetle işim olmadığı halde sırf bu söz yüzünden Bakırköy MHP'ye gidip kaydımı yaptırdım. Apo'yu kendi elimle asacağım gibi, ona yapabileğim en büyük işkenceleri de yaparım. İdama insan olarak karşıyım ama, bu katil adamın asılması gerek. 


4060 yarış kazandım 11500 ata bindim

- Yarış hayatına 1963'te 13 yaşında Burhan Karamehmet'in ‘‘Miçiko’’ adlı İngiliz atına 36,5 kilo binerek başladım, 6 boy startta kaldım. Apranti maaşım olan 250 lirayla 5'i kız, 7 kardeş geçiniyorduk. Babam simsiyah Araptı, Afrika'dan buraya Fevzi Lütfü Karaosmanoğlu'nun yanına köle olarak gelmişler. Daha sonra Turgutlu, Milas gibi yerlere dağıtılmışlar, babam da Salihli'ye gitmiş. Babam devrinin en ünlü jokeyiydi, milyarlar kazanmış ama, hepsini yemiş. İlkokula giderken annemin Kumkapı'dan aldığı galetaları, fıstıkları Bakırköy'de satarak evi geçindirmeye çalışırdım. 1965'te resmen jokey oldum, 1966'da Ekrem Kurt'tan sonra Türkiye'nin en fazla yarış kazanan 2. jokeyi oldum. 1968'den sonra şampiyonluğu bırakmadım. Ekrem Kurt hocam rahmetli olduğunda toplam 3750 yarış kazanmıştı. Ben bu yıl 4 bininci yarışımı kazanıp şu anda 4060'a ulaştım. Yener ağabey, bugüne kadar 11500 ata binmişim, 4 binin üstünde birinci gelmişim, yani bindiğim her üç attan biri kazanmış. 2 Gazi, 9 Başbakanlık, Cumhurbaşkanlığı birinciliklerim var. 23 Haziranda 53 yaşına basacağım, şu anda kendimi eskisinden daha güçlü hissediyorum. 

 
  Bugün 6 ziyaretçi (24 klik) kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
website counter